Çocuklara kitap okurken, onları pasif bir dinleyici olmaktan çıkarıp aktif bir katılımcıya dönüştürmenin, bence daha da önemlisi okuma seanslarını hem onun hem de kendimiz için keyfe dönüştürmenin en güçlü yollarından biri onlara sorular sormak. Üstelik bu yöntem kitap okuma süresinin kısılması, sıkıcılaşması, konuşmaktan çekinme vbg. pek çok duruma da pozitif yönlü katkılar sunuyor.
“Etkileşimli okuma” diye anılan bu yöntem, okuma eylemini tek yönlü bir veri aktarımından çıkarıp çok boyutlu bir zihin egzersizine dönüştürür.
Bu yazıda etkileşimli okumanın bir aracına, sorulara odaklanıyoruz.
Bu serinin fikri arşivdeki video ile ortaya çıktı, alan bazlı bölerek sırayla yayınlıyorum. Instagram’da izlemek isterseniz burada.
Tam hali de belki sonradan gelir.
Seride kalanları gelecek, fırsat buldukça ekleyeceğim.
Her maddede ilgili maddenin “Neden” ve “Nasıl”ını da kısaca değineceğim.
Doğrudan sorulara odaklanan bir başka paylaşım için buradan instagram paylaşımına geçebilirsiniz.
İşte okurken sorular sormanın çocuğunuza kazandırdığı 10 harika beceri:
1. Dil gelişimini destekler.
Soru sormak, çocuğu dilin pasif tüketicisi olmaktan çıkarıp aktif bir üretici konumuna getirir.
- Neden? Çocuğun yeni duyduğu kelimeleri kendi düşünceleriyle harmanlayıp, cümle içerisinde olsun, olmasın, onları üretmeye zorlar. Üretimin doğurduğu pratik de gelişimi getirir.
- Nasıl? “Evet/Hayır” soruları da pekala sorulabilir ancak bununla sınırlı kalmamak gerek. Aralarda cevabını bulması gereken sorular sormak onun zihnini üretmeye iter. Bkz. “Bu neden oldu?” “Fidan büyünce ne olur?” ve/veya gazeteciliğin klasik tekniği 5N1K sorularını uyarlamak en pratik yöntem:
Kim? Neden? Nasıl? Nerede? Ne Zaman? Ne?
2. Dikkat süresini arttırır.
Bana da sıklıkla gelen sorulardan biri “Çok uzun okuyamıyoruz, hemen sıkılıyor kalkıyor.” Buna da çare aslında sorular sormak. Sorularla yönlendirilen bir okuma, çocuğun metinden kopmasını engeller ve odaklanma kaslarını güçlendirir.
Evet yine de o odak dağılacak ama 1 dk 1 dk’dır J
- Neden? Ekranlardaki pek çok ögenin (hepsi değil pek çoğu) yarattığı uyuşturucu uyarıcıların aksine, sorular beyni “otomatik pilot” modundan çıkarır. Çocuğu bilgiyi hafızasında tutmaya ve aktif olarak aramaya iter. Üstelik o sorular ve yanıtları nice geyikler üretir, eğlendirir, kekyif aldırır. Alttaki diğer maddeler de bununla ilintili zaten.
- Nasıl? Hikayenin durağanlaştığı bir anda aniden durup “Sence şimdi ne olacak?” diyerek beklenti yaratın hatta bazen cevapsız retorik sorularla bile bu merak gelebilir veya baktınız gözler aranmaya başladı, vücut hareketlendi hemen “Bana burada saklanmış arıyı bulabilir misin?” diyerek dikkatini görsele kilitleyin.
3. Diyalog kurma adabını öğretir.
Kitap okuma seansını karşılıklı bir sohbet ve saygı alanına çevirir. Sırayla konuşabilmenin en konforlu ve en güzel provasıdır.
Malumunuz yetişkinlerde bile çok fazla bulamadığımız meziyetlerden bu.
- Neden? Soru sormak ve cevap beklemek çocuğa aktif dinlemeyi, başkasının sözünü kesmemeyi ve iletişimin karşılıklı bir eylem olduğunu öğretir.
- Nasıl? Çocuğa soru sorduğunuzda sessizliğine tahammül edin, eğer düşündüğünü hissediyorsanız asla yanıtını vermeyin. Baktınız çok uzadı, yeni ipuçlarıyla soruyu yineleyin. Ama cevabı vermeyin. Sonra da verdiği cevabı göz teması kurarak ve başınızı sallayarak onaylayın.
O sizi bölerse 3-5 kelime daha cümleyi bitirene kadar duymazlıktan gelin veya nazikçe “duydum seni, şurayı okumayı bitirince yanıtlayacağım isteğini/sorunu” deyin.
4. Görsel okuryazarlığı geliştirir.
Resimli kitaplardaki çizimlerin sadece süs olmadığını, okunması ve çözülmesi gereken mesajlar taşıdığını kavratır.
- Neden? Çocuklar metin ile resim arasındaki ilişkiyi sorgulayarak, çevresindeki görsel dünyayı ve imgeleri analiz etme, eleştirme yeteneği kazanırlar.
- Nasıl? Kelimelerin illüstrasyondaki tasvirlerini sorabilirsiniz. Veya metni henüz okumadan onun illüstrasyondan metne dair noktaları tahmin edebileceği sorular sorun. Zaten pek çok iyi yazar özellikle duyguları doğrudan söylemek yerine bunun hissini çizerin vermesi için alan yaratır.
5. Eleştirel düşünme ve mantık kurma becerisini geliştirir.
Bilgiyi otoriteden sorgusuz sualsiz kabul etmek yerine, analiz edip kendi fikirlerini üretmesini sağlar.
- Neden? “Neden” ve “Nasıl” soruları, çocuğun olayların yüzeysel akışından kopup derin mantığına inmesini ve güçlü neden-sonuç ilişkileri kurmasını zorunlu kılar.
- Nasıl? “Sence neden üzüldü?”, “Onun yerinde sen olsaydın ne yapardın?” “Çiçeğin büyümesi için neler olması gerekir?” gibi onu bir mantık örgüsünün parçalarını bulmaya, tartışmaya ve alternatif üretmeye çekecek sorular sorun. Ve unutmayın lütfen erken yaşlarda “saçma fikir” olmaz. Her şey olabilirdir zira onları dünyası bizim bilgi dağarcığımızdaki gerçekliklerle daralmamıştır.
6. Diyalog temelli okuma alışkanlığı kazandırır.
Okumayı tekdüze bir görev olmaktan çıkarıp, keyifli bir sosyal paylaşıma dönüştürür. Ve bir çocuğun en çok istediği belki de sadece paylaşımlardır.
- Neden? Kendi fikirlerinin önemsendiği bu sıcak iletişim ortamı, çocuğun kitaplarla ve okuma eylemiyle ömür boyu sürecek pozitif bir duygusal bağ kurmasını sağlar. Anneyle/Babayla temasın anıdır o an, o temas ve okumak bir pakette zihinde birleşir aynı yere kodlanır.
- Nasıl? Okumaya başlamadan önce kitabın kapağı ve yazarı hakkında konuşabilir veya sonunda o kitaba dair sevdikleri/sevmedikleri, neleri değiştirmek isteyeceği, onun neler yapabileceği üzerine konuşabilirsiniz. Erken dönemde öyle uzun, “sofistike” konuşmaları kastetmiyorum tabii ki, basitçe “O dinozorun yerinde olsan sen kaç pizza yerdin?” de bir sorudur.
7. Gerçek hayat ile bağ kurdurur.
Kitaptaki fantastik veya uzak gibi görünen olayları çocuğun kendi dünyasına, günlük yaşamına entegre eder. Bu da hem farklı kitapları okurken onun geçmiş deneyimlerini kullanmasını hem de ters yönde kitaplardan yaptığı çıkarımları gerçek hayatta kullanabilmesini sağlar.
- Neden? Öğrenilen bilgilerin havada kalmamasını, çocuğun kendi deneyimleriyle eşleşerek somutlaşmasını ve hayatta kullanılabilir hale gelmesini sağlar.
- Nasıl? Karakter bir zorluk yaşadığında “Hatırlıyor musun, geçen hafta arkadaşın da parkta seni itmişti. O zaman ne hissetmiştin?” diyerek hikaye ile kendi hayatı arasında köprü kurun.
8. Özgüven kazandırır.
Yetişkinin kendi otoritesinden sıyrılıp çocuğun fikirlerine değer vermesi, onun cesaretini artırır. Üstelik doğrudan ya da dene/yanıl (ki burası daha değerli) doğruya ulaşması ve bu doğrunun farkedilmesi daha fazla yanıt arayışı için içsel bir motivasyon yaratır.
- Neden? Doğru cevabı vermek veya doğru tek bir cevabı olmayan, yoruma açık sorulara rahatça cevap verebilmek, çocuğun kendi aklına, yaratıcılığına ve iç sesine duyduğu güveni perçinler.
- Nasıl? Çocuğun verdiği cevaplara “Ne kadar ilginç bir bakış açısı, bunu hiç düşünmemiştim!” şeklinde yüreklendirici tepkiler verin, bir “çak” yapın. Yanlış bir yorum yapsa bile doğrudan eleştirmeyin, cevabını genişleterek doğruya yönlendirin.
9. Empati ve Duygusal Zekayı destekler.
Karakterlerin yerine geçmek, çocuğun hem kendi duygularını adlandırmasına hem de başkalarının hislerini anlamasına yardımcı olur.
- Neden? Gerçek hayatta henüz yaşamadığı duygusal krizleri, kitapların güvenli ortamında deneyimleyerek güçlü bir duygusal regülasyon becerisi kazanır.
- Nasıl? “Sence en sevdiği oyuncağı kırılınca nasıl hissetti?”, “Sen böyle bağıran bir arkadaşına ne söylerdin?” gibi doğrudan duyguya odaklanan sorular sorun.
10. Tahmin becerilerini, öngörü kabiliyetini geliştirir.
Geleceğe dair senaryolar üretmek, mevcut ipuçlarından yola çıkarak sonuçları kestirmeye çalışmak beynin analitik yönünü güçlendirir.
- Neden? Olaylar arasındaki nedensellik bağını kurarak bir sonraki adımı tahmin etmek, çocuğun gerçek hayatta da sebep-sonuç ilişkisini kavramasını ve problem çözme yetisini geliştirir. Konforlu alanda yaşam pratiği kazandırır. Zaten bu ve belki de önceki maddeler bizde de benzer işliyor kitaplar söz konusu olduğunda.
- Nasıl? Hikayenin bir noktasında (bence en heyecanlı yerinde değil J Oradaki keyfi bölmeyelim.) sayfayı çevirmeden durun ve “Dur bakalım, sence bu kapının arkasından ne çıkacak?” diye sorun. Tahmininden sonra “Bunu sana düşündüren ipucu neydi?” diyerek kanıt sunmasını isteyin.
Ve daha fazla daha fazla sorun. Siz sorun ki sormak yüceltilsin ve sormak yüceltilsin ki o da sorsun. Onların soruları baya güzel.




Yorum bırakın