Caz, yaygın kanının aksine sadece yetişkinlere ve geniş bir müzikal arka plana, sadece odyofil kulaklara hitap eden bir tür değil, doğası gereği özgür ve akışkan olduğu için çocukların dünyasına, onların fiziksel, zihinsel esnekliğine oldukça iyi eşlik edebilen bir tür.
Efsanevi saksafoncu Wayne Shorter’ın tarifiyle

“Caz, “bir varmış bir yokmuş…” deyip sonra boşlukları doldurmak gibidir.”
– Wayne Shorter

Tıpkı beraber okuduğumuz masallar gibi, caz da çocuklara o boşlukları kendi hayal güçleriyle doldurabilecekleri, özgür ve kuralsız bir oyun alanı sunuyor.

Bence çocuk dünyasına da bu kadar yakın olmasının sebebi bu. Çünkü çocuklar zaten boşlukları doldurarak yaşar. Oyunda, masalda, okulda, parkta, resimde, müzikte… Kalıpları yok ve iyi ki yok bu arkadaşların, Onlar sürekli doğaçlama yapar.

Caz da tam olarak bunu yapar. Bir tema verir, sonra o temanın etrafında dolaşır. Bazen beklediğiniz yere gider, bazen gitmez. Çocuk da o sırada sadece müzik dinlemez; sallanır, tempo tutar, şaşırır, kafası karışır, zihni açılır, tekrar tempoyu yakalar.

Kulak, beden, dikkat ve hayal gücü aynı anda çalışır.

Araştırmalar da müzik deneyiminin sadece “kulak eğitimi” olmadığını ritim, hareket, dikkat, dil ve sosyal etkileşimle birlikte geliştiğini söylüyor.

Bu sebeple de çocukla birlikte müzik dinlemek, tempo tutmak, şarkıya eşlik etmek, yani müziği ortak bir oyuna çevirmek çok değerli.

Yanlış anlaşılmasın bu arada, varmaya çalıştığım yer indirgeyici bir bakışla “çocuğa sadece caz dinletelim” değil, “caz da dinletelim”. Zira müziğin en özgür, derin sularıyla da tanışmalı çocuklar.

Farklı müzikal türlerle beslenmek, beynin işitme korteksindeki farklı bölgeleri aktif tutarak nöronların yeni ve güçlü yollarla iletişim kurmasına yardımcı oluyor. Melodik yapılardan uyumsuz seslere kadar geniş bir yelpazeye maruz kalmak, çocukların bilişsel kapasitesini artırırken, duygusal dünyalarında da daha geniş bir rezonans alanı oluşturmalarına olanak tanıyor.Bunun için de kitabın ortasından Kind of Blue’dan falan başlamak zorunda değiliz. Peki nereden başlayalım?

Bu soruyu hepimiz adına uzmanına, yıllardır takipçisi olduğum, ülkemizin çok değerli müzik platformlarından birine, Cazkolik’e sordum.
Onlar da sağolsunlar bizim için 5 albüm derledi.

1. Wynton Marsalis – Jazz for Kids
Marsalis sadece efsanevi bir müzisyen değil; aynı zamanda okulları gezip çocuklara cazı sevdiren bir eğitimci. Bu albüm, çocukların caz ritimleriyle tanışması için özenle kurgulanmış tam bir başucu eseri.

2. Dave Brubeck – Lullabies
Dinginliğe ve huzura ihtiyaç duyduğunuz anlar için… Brubeck’in kendi çocukları için de yaptığı çalışmalardan ilham alan bu albüm, uykuya geçişte ninnilerin en yumuşak, en caz hali.

3. Dave Brubeck – Dave Digs Disney
Neşe arayanlara! Hepimizin çok iyi bildiği o sihirli Disney şarkılarının, caz ritimleriyle yeniden yorumlanmış, oldukça eğlenceli bir versiyonu.

4. Medeski, Martin and Wood – Let’s Go Everywhere
Merak duygusunu ve sesleri keşfetmeyi seven çocuklar için! Dinlerken ritim tutmadan duramayacağınız kıpır kıpır bir müzik yolculuğu.

5. Mila Svarovskaya Jazz Vocal School – Jazz from Kids
Çocuklardan çocuklara caz! Akranlarının sesinden bu türü dinlemek, çocukların şarkılara eşlik etmesini çok daha kolaylaştıracak.

Caz çok geniş bir evren. Sizin de çocuklara iyi uyum sağlayabileceğini düşündüğünüz albümler, çalma listeleri varsa lütfen yorumlara ekleyin, birbirimizi beslemeye devam edelim.
Hoşçakalın.

Yorum bırakın

Popüler