Disleksi, dünya çapında en sık görülen öğrenme güçlüğüdür ve nüfusun %5-10’unu etkilediği tahmin edilmektedir. Ve zannedilenin aksine genellikle zeka düzeyi normal veya normalin üzerindeki kişilerde görülür.

Albert Einstein, Thomas Edison, Mozart, Stephen Hawking, Agatha Christie gibi isimlerin de disleksi olduğunu düşünürsek… (Kaynak: İstanbul Disleksi Merkezi)


Ancak ne yazık ki, bu yaygınlığa rağmen resimli çocuk edebiyatında disleksi yaşayan karakterlere pek sık rastlanmıyor ya da en azından ben şimdiye kadar pek karşılaşmamıştım. (Sizin bildiğiniz başka kitaplar da varsa lütfen yorumlarda katkıda bulunun.) Oysa çocuklar, kendi deneyimlerini yansıtan bir hikâyeyle karşılaştıklarında “yalnız değilim” duygusunu yaşarlar. Bu duyguyu her bir çocuğa hissettirmek, özellikle de hayatında açık bir güçlükle mücadele eden bir çocuğa hissettirmek çok daha anlamlı. Üstelik böyle kitapların erken tanı, konunun üzerine düşünmek/konuşmak için bir başlangıç noktası oluşturmak gibi pek çok yan faydaya da sahip olduğunu düşünüyorum. (Kekemelik üzerine de kitapçıda görünce merak edip oğlumla okuduğumuz, Uzay’ın da tamamını pür dikkat dinlediği, gerçekten hayran kaldığım “Bir Nehir Gibi Konuşurum” kitabını da konusu açılmışken önermiş olayım. Ama muhtemelen o kitap için ayrı, özel bir başlık açmak gerekiyor ilk fırsatta.)

Özel Öğrenme Güçlüğü’ne dair benim yüzeysel cümlelerimi aşıp, güvenilir daha geniş bilgiler edinmek için:
European Dyslexia Association & Türkiye Disleksi Vakfı

Bu hikâyeler “okuma güçlüğü bir engel değil, farklı bir yol” diyerek hem çocuklara özgüven aşılıyor hem de yetişkinlere farklı öğrenme yolları konusunda farkındalık kazandırıyor.

Değinmek istediğim bir nokta daha var. Her ne kadar bu tarz kitaplar temelde bir noktaya odaklanıyor, amacı yegane ve açık gibi görünse de aslında içerisinde mücadele azmine, umuda dair pek çok mesaj içeriyor. Çocuğunuz disleksi olsun/olmasın bu iki kitabı büyük bir gönül rahatlığıyla öneriyorum. Yukarıda bahsi geçen “Bir Nehir Gibi Konuşurum” kitabı da mesela olağanüstü bir baba-oğul hikayesidir bir yandan.

Ve yine evlatlarımız bu farklılıklara sahip olmasa bile, sosyal farkındalığı yüksek biri olarak yetişmesi bile başlı başına değerli. Bunu da kitaplardan daha iyi yapabilecek bir araç yok.


Gelelim kitaplarımıza, son zamanlarda, yukarıda bahsettiğim boşluğu doldurmaya çalışan bazı değerli eserler yayımlanmaya başladı. İki tanesine de yayınevleri tarafından bana ulaştırıldı. İki yayınevine de teşekkür ederim.

Bu yazıda iki özel çocuk kitabını tanıtacağım: Kate Rolfe’un Kıpırdaşan Harfler ve Uğur Altun’un Sıra Sende! adlı eserleri.

İki kitabı da her zamanki gibi oğlumla birlikte defalarca okuduk ve oldukça beğendi.

Kıpırdaşan HarflerKate Rolfe

Bu kitabın kahramanı, harflerin yerinde durmadığı büyülü bir dünyanın içinde yolunu arıyor. Başta karışık ve kıpır kıpır harflerin arasında kaybolmuş hissediyor. Fakat kısa sürede hayal gücü sayesinde bu karmaşayı anlamlı bir hikâyeye dönüştürüyor.
Kate Rolfe kendi disleksi deneyiminden esinlenerek harflerle mücadele eden bir çocuğun iç dünyasını güçlü görseller ve özgün bir anlatımla aktarıyor. Sayfalarda sallanan ve dans eden harfler arasında çocuk, sanki bir bulmacayı çözer gibi ilerliyor. Hikâye çocuklara okuma güçlüğünün aşılamaz bir duvar olmadığını, farklı yollarla da öğrenmenin mümkün olduğunu anlatıyor. Sonunda kahraman, kendi hikâyesini tamamlayabileceğini fark ediyor ve okurla birlikte bir özgüven yolculuğuna çıkıyor.

Kitap, ebeveynlerin ve öğretmenlerin çocuklarla birlikte okuyabileceği yaratıcı ipuçları da içeriyor.


Sıra Sende!Uğur Altun

Uğur Altun’un yazıp resimlediği bu kitap, yazarın kendi çocukluk anılarını samimi bir dille anlatıyor. Bir zamanlar harflerden korkan, b ile d harflerini sık sık karıştıran küçük bir çocuğun duygularına odaklanıyor. Hikâye, harflerin canlandığı ve çocuğun onların arasında kaybolduğu bir dünyada geçiyor. Altun’un çizimleri ve sade dili sayesinde okur, kahramanın yaşadığı karışıklığı hissediyor fakat öykü umutla ilerliyor. Çünkü anlatı, sevgiyle yaklaşmanın ve sabırla destek olmanın gücünü hatırlatıyor. Yazarın anneannesinden aldığı ilhamla kaleme aldığı bu öykü, bir çocuğun elinden tutmanın ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Sıra Sende! her çocuğun kendi öğrenme yolunun olduğunu anlatıyor ve “Başarabilirsin” diyen içten bir ses bırakıyor.

Yorum bırakın

Popüler